Aslı dumura uğramıştı. Tırnaklarıyla oynamaya
başladı stresten kekeleyerek,
“Şey ben özür dilerim. Bilemedim çok özür dilerim.”
Kerem’in gözlerinde hüzün ve şefkat vardı.
“Yok yok, önemli değil. Nerden bilecektin ki? Ama bu
konuyla ilgili başka bir şey konuşmayalım olur mu?”
“Olur” dedi Aslı mahcup bir şekilde.
Sonra Kerem’in dediği odaya girdi. Dolabı açtı.
Kıyafetlere baktı. “Tam da benim bedenim. Zevkliymiş de
ayrıca. Çok güzel kıyafetler. Keşke yaşasaymış. Neden öldü
acaba? Kerem çok üzüldü konusunu açınca. Salak ben. Ne
diye sorarsın ki? Ne üstüne lazım yani? ama merak da ettim
napayım?” kendi kendine konuşan Aslı, bir şey fark etti.
“Ben niye kendi hayatımı düşüneceğime, Kerem’in hayatını
düşünüyorum ki?” sorusu havada kalmıştı. Kıyafetleri
ayarlayıp duş almaya gitti. Kerem’in dediği gibi duş alıp,
uyuyacaktı. Buna gerçekten çok ihtiyacı vardı.
Aslı uyurken, Kerem’e de kafeden telefon gelmişti.
İşe gitmesi gerekiyordu. Aslı’nın odasına gitti. Hiçbir şeyi
bilmeyen, hatırlamayan bu kızı yalnız bırakmayı hiç
istemiyordu ama, bir yandan da artık işinin başına da
dönmesi gerekiyordu. Aslı’yı uyandırıp haber vereyim bari
diye düşündü. Ama bu fikirden vazgeçmesi beş saniye falan
sürmüştü. Çok yorgundu ve çok derin uyuyordu Aslı. Daha
iyi bir fikir geldi aklına Kerem’in. Eski kullanmadığı bir
telefonunu ve bir sim kartı bulmuştu evde. Neyse ki ikisi de
çalışıyordu. Telefonu açıp kendi numarasını kaydetmişti.
Numarayı da kendine tabi ki. Telefonu masanın üzerine
bıraktıktan sonra, üstüne de bir not bırakmıştı.
“Benim işe gitmem gerekti. Bu telefona kendi
numaramı kaydettim. Bir şeye ihtiyacın olduğunda ya da bir
şey sormak istediğinde, çekinme mutlaka ara. Kerem…”
Aslı uyandığında yanındaki komidinin üzerinde duran
telefonu ve onun üzerindeki notu görmüştü. Yüzüne bir
gülümseme yerleşmişti. Yine o çukurlar çıkmıştı
yanaklarında. Düşündü… Hayatının altının üstüne geldiğinin
farkındaydı. Ama belki de altı üstünden daha iyiydi. Hiçbir
şeyi yoktu, kimliği bile. Ama Kerem gibi biri vardı. Onu hiçbir
çıkar gütmeden, düşünen, koruyan, kollayan biri. Hiç
tanımadığı birine bu kadar yardım etmesi bile, ne kadar iyi
bir kalbi olduğunun kanıtıydı. Her şeyi elinden alınmış gibi
hisseden birinin, kazandığı tek şeydi Kerem. Aslı yine de
mahcup hissediyordu kendini. Ona bu kadar iyilik yapmış
birine hiçbir şey yapamamak üzüyordu onu. En azından bir
teşekkür edebilirim diye düşünüp, telefona uzandı Aslı.
Rehbere girdi, tek bir numara vardı “Kerem”. Hayatı da aynı
bu rehber gibiydi işte. Hayatında tanıdığı tek bir kişi vardı, o
da Kerem. Mesaj bölümüne girip “Teşekkür ederim Kerem.
İyiliklerin karşısında eziliyorum. Benden bir şey iste, ne
yapabilirim senin için?” yazıp gönder tuşuna bastı. Cevap
gecikmemişti.
“Yeni mi uyandın uykucu? Öldün diye korkmaya
başlıyordum ben de. Benim için bir şey yapmak istiyorsan,
ilaçlarını almayı unutma. He bir de uslu dur ”
Aslı mesaja bakakalmıştı. “Bir şey iste diyorum,
adam sadece benim iyi olmamı istiyor. Gerçi ne isteyecek ki
başka? Sanki onun için bir şey yapabilirmişim gibi.” Böyle
düşünürken, Aslı’nın aklına bir fikir gelmişti. Yanıtla kısmına
dokunup, mesajı yazmaya başladı.
“Acaba bu evde saat kaça kadar uslu durmam
gerekecek? Ne zaman geleceksin yani?”
“3-4 saate ordayım. Şimdiden özledin sanırım.
Yollarımı gözlüyorsun bakıyorum da. Bu kadar bağlanma
bana. Eski hayatını bir daha istemeyeceksin diye korkmaya
başlıyorum bak ”
“Bay kendini beğenmiş. Ne özleyeceğim seni? Daha
ne kadar daha kafamı dinleyebilirim diye sormuştum
sadece.”
Kerem amacına ulaşmış, Aslı’yı kızdırmayı
başarmıştı.
“Peki ”
“Pekiymiş, uyuz ya. Ben de burda sana yemek
yapmayı falan düşünüyordum. Zıkkım ye sen. Kendime
yapayım bari. Eee nasıl yemek yapılıyor ki? Acaba onu da mı
unuttum? Neyse internetten bakıp yapayım bari.”
Yemekleri pişirmişti Aslı. Ama o kadar açtı ki, onlar
pişene kadar kendine tost yapıp yemişti. “Yemekleri de
Kerem’le yerim” diye düşünmüştü. “Zıkkım ye” temalı fikri
aklından çoktan uçup gitmişti. Bu sırada kapı çalmıştı. Aslı
ne yapacağını bilememişti. Kimdi ki şimdi bu?
Okurken sizde ne hissettirdi. Merak ediyorum.
Devamı gelecek...