Çalilarin Arasinda..

Bölüm 9- Beyaz Ayıcık ?

“Hadi Aslı, göster kendini. Sana güveniyorum.”
“İyi ki varsın Kerem,” deyip onun için hazırlanan alana çıktı Aslı. Heyecandan eli ayağı titriyordu; kalbi, sanki göğsüne sığmayacakmış gibi atıyordu. Ama Kerem’in az önce söylediklerini düşündü. Derin bir nefes aldı ve orada kimse yokmuş gibi davranmaya çalıştı.
Şarkıyı bitirdiğinde kopan alkış, Aslı’nın içindeki düğümü çözdü. Omuzları gevşedi, nefesi yerine geldi. Kendine güveni yavaş yavaş geri dönüyordu. Kerem en ön koltukta oturmuş, gözünü ondan ayırmadan izliyordu. Bakışlarıyla ona tutunmak, Aslı’yı daha da rahatlattı. Öyle ki, sahneden bir istek parça bile aldı.
Kısa sürede herkes Aslı’nın sesine hayran kalmıştı. Sahilde yürüyenler bile sesin geldiği yöne doğru çekiliyordu. Aslı, hem sesiyle hem de güzelliğiyle ortamı büyülemişti. Gece bittiğinde, yanına gelen herkes onu tebrik etti. Garson kızlar hariç.
Onların kıskançlığı öyle kör ediciydi ki, Aslı’nın abartıldığını ve Kerem’in sevgilisi olduğu için bu ilgiyi gördüğünü düşünüyorlardı. Bu düşüncenin tohumlarını eken de Tuğba’ydı; Kerem ve Aslı’nın sarıldığını görür görmez gidip her şeyi kızlara anlatmıştı. Onların gözünde Aslı, Kerem’i kafalamış bir kızdan fazlası değildi. Kerem’i parmağında oynattığını sanıyorlardı.
Ama o gün Aslı’nın moralini kimse bozamazdı. Kızların onu tebrik etmemesini bile fark etmemişti. Kerem’le eve dönene kadar durmadan konuştu; heyecanı, korkusu ve sevinci birbirine karışmıştı. Öyle ki Kerem’e neredeyse hiç konuşma fırsatı vermedi. Bu karmaşık duygu hâli, sonunda saf bir mutluluğa dönüşmüştü ve Aslı bunu saklama gereği duymuyordu.
Kerem ise hiç şikâyetçi değildi. Aslı’nın susmadan konuşmasını dinlerken, onu bu kadar mutlu görmek Kerem’i hem sevindiriyor hem de gururlandırıyordu. Zaten bu fikir ondan çıkmıştı. Aslı’yı mutlu ettiği gibi, müşteriyi ikiye katlamış, kafesinin gelirini de artırmıştı.
Eve geldiklerinde Kerem sonunda konuşabildi.
“Müthiştin Aslı. Seninle gurur duyuyorum.”
“Bütün bunlar hep senin sayende. Sen olmasan aklımdan bile geçmezdi. Kendimi o kadar iyi hissediyorum ki… İyi ki beni sen bulmuşsun Kerem, iyi ki…”
“İyi ki…” diye mırıldanıp içten bir gülümsemeyle baktı Kerem. Sonra sakin bir tonla ekledi: “Hadi yat da uyu. Yoğun bir gündü.”
“Tamam. İyi geceler,” deyip odasına geçti Aslı.
Kapıyı açtığında olduğu yerde kaldı. Karşısında kocaman, bembeyaz bir ayıcık duruyordu. Üzerinde bir not vardı. Aslı hemen notu alıp okumaya başladı. Tam o sırada, notta yazanları arkadan bir ses tekrarlıyordu. Kerem.
“Bu, ilk performansını sergileyip beni kırmadığın için küçük bir hediye. Ben bunları senin canlı müziğinden önce yazıyorum. Seni tebrik ederim. Çok müthiştin. Nereden biliyorsun diye sorma. Ben senden hep emindim. Bu arada geceleri uyumana da yardımcı olur umarım.”
Aslı arkasını dönüp Kerem’e kocaman sarıldı. Kerem de onu sardı. Hayatının öncesini hatırlamıyordu belki ama o anın, yaşadığı en güzel an olduğuna emindi. O ana kadar…
Birden sarılmayı kesip başını tuttu Aslı. Kerem’in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“İyi misin?” diye sordu telaşla.
Aslı onun gözlerine baktı. Kerem onu yatağın üzerine oturttu ve tekrar sordu: “İyi misin Aslı? Ne oldu?”
“Ben… bir şey hatırladım,” diyebildi güçlükle.
Kerem’in kaşları çatıldı. “Sakinleş. Kötü bir şey mi?”
“Bu ayıcık… Buna benzer bir ayıcık aldığımı hatırlıyorum. Birinden. Çok mutlu olup ona sarıldığımı.”
Kerem dikkatle dinledi. “Psikoloğun dediği şey olmuş olabilir. Benzer bir olay yaşayınca eski bir anı kendini hatırlattı. Başka bir şey geliyor mu aklına?”
“Hayır. Gerisi karanlık. Gözümde canlanmıyor. Ama o kişiye sarıldığımı hatırlıyorum. Sevgilim olması yüksek bir ihtimal.”
“Evet… ama bu yıllar önce yaşadığın bir şey de olabilir. Yani eski sevgilin mesela.”
“Tabii bu ihtimal de var. Ama bu belirsizlikler canımı çok sıkıyor Kerem.”
“Hey,” dedi Kerem, sesi yumuşak ama kararlıydı. “Benim gamzelimin canını hiçbir şeyin sıkmasına izin vermem. O gamzeler çıksın bakalım.”
Aslı, sırf Kerem’i kırmamak için gülümsedi.
“Yarın psikoloğa gider, anlatırız durumu. Olur mu? Bak, bu iyiye işaret. Bir şeyler yavaş yavaş geliyor.”
“Sağ ol Kerem. Sen olmasan ne yapardım bilmiyorum.”
“İşin çok zor olabilirdi,” demesiyle ikisi de kahkahaya boğuldu. Kerem gerçekten de Aslı’nın dibe düşmesine asla izin vermiyordu.
Yalnız kaldığında Aslı, hikâyenin tamamını hatırlamaya çalıştı. Ama anılar, parçalar hâlinde gelip karanlıkta kayboluyordu. Bugünü bu şekilde bitirmek istemedi. Yaşananları düşünerek mutlu olmayı seçti. Bütün anıları silinmiş olsa bile, Kerem sayesinde yeni ve güzel anılar biriktirdiğini düşünmekten kendini alamadı. Oyuncak ayısına sarılıp, günün sıcaklığıyla uykuya daldı.
Sabah çok erken uyandı. Kahvaltıyı hazırladıktan sonra odasına geçti. Odaya göz gezdirdi. Bu oda onundu ama aslında değildi. Kerem’in ölen kardeşinin kıyafetlerini giyiyor, onun yatağında yatıyor, her sabah başucunda onun fotoğraflarını görüyordu. Bu durum, kendi kimliğinin olmayışını yüzüne çarpıyordu sanki.Birden gelmiş, ona ait olmayan bir evde, ona ait olmayan bir hayatı yaşıyordu. Acaba Kerem sırf kardeşinin yokluğunu doldurmak için mi onu bu evde tutuyor, ona yardım ediyordu?

Sizce Kerem kardeşinin yokluğunu doldurmak için mi Aslı’yı yanında tutuyor?

Devamı gelecek....



#3114 en Novela romántica
#322 en Thriller
#143 en Misterio

En el texto hay: dram, romantik, hafızakaybı

Editado: 31.01.2026

Añadir a la biblioteca


Reportar




Uso de Cookies
Con el fin de proporcionar una mejor experiencia de usuario, recopilamos y utilizamos cookies. Si continúa navegando por nuestro sitio web, acepta la recopilación y el uso de cookies.