Çalilarin Arasinda..

Bölüm 10 - "Temas"

Birden gelmiş, ona ait olmayan bir evde, ona ait olmayan bir hayatı yaşıyordu. Acaba Kerem sırf kardeşinin yokluğunu doldurmak için mi onu bu evde tutuyor, ona yardım ediyordu? Bu soru Aslı’nın kafasında dönüp dururken Kerem’e haksızlık ettiğini düşünüp, kovdu bu düşünceleri kafasından.Kerem’i uyandırmaya gitmişti ama Kerem odasında değildi. Tam Kerem’in odasından çıktığı sırada Kerem’le çarpıştı. Kerem yeni duştan çıkmıştı. Bu göğsünden akan sulardan, saçlarının ıslaklığından ve belindeki havludan bariz bir şekilde anlaşılıyordu zaten. Aslı’nın boyu Kerem’den bir hayli kısa olduğu için çarpıştığında, direkt gözünün önüne gelen Kerem’in kaslı vücuduydu. Aslı anca kafasını kaldırdığında göz göze gelebilmişlerdi. İkisi de ne yapacağını şaşırmış kalmıştılar. Aslı lafa girdi;
elleri istemsizce birbirine dolanmıştı, kelimeler ağzından aceleyle dökülüyordu.
“Kusura bakma. Ben seni uyandırmak için şey etmiştim. Kahvaltıyı şey yaptım da ondan seni de uyandırayım diye şey yapmıştım. Neyse sen giyinir şey yaparsın o zaman. Ben içeri geçeyim, şey yapayım.”
Kerem’in aklı karışmış bir vaziyette, Aslı’ya bakıp gülmüş ardından “Tamam” deyip içeri geçmişti sadece.
Aslı içeri geçtikten sonra kendi kendine konuşma seansını başlatmıştı adeta.“Salak Aslı. Bir kaslı vücut gördün, iki kelimeyi bir araya getiremedin. Salaksın sen salak! Kerem’e bornoz hediye edeyim en iyisi. Yarı çıplak gezmesin evde. Ama benim niye bu kadar hızlı attı ki kalbim? Yanaklarım da kızarmış ya off! Utandım kesin. Acaba Kerem bakışında nasıl görünüyordum? Yeni kelime türettim utançtan. Kuş bakışı değil “Kerem bakışı” Neyse şu çayı ısıtayım.”Bu arada Kerem gelmişti içeri. Tam Aslı hareketlenip, çayı ısıtmaya gideceği sırada yine burun buruna geldiler. Aslı bir adım yana kaydı. Kerem de aynı anda kaydı. Bu bir iki defa aynı şekilde devam edince Aslı;
kaşlarını çatıp olduğu yerde durdu.
“Of! Bir dur Kerem çayı ısıtacağım, geçemiyorum”
“Yüzüne koy ısınır, boşuna gaz harcama.”
Kerem’in sesi alaycıydı, dudaklarının kenarı yukarı kıvrılmıştı.
Kerem’in esprisi Aslı’nın yüzünü iyice kızartmıştı. Ama bir yandan da Kerem’e öldürücü bir bakış atmayı ihmal etmedi.
“Çok komik Kerem Bey”
gözlerini kısıp dudaklarını bastırdı.
“Tamam tamam. Seni kızdırmak hoşuma gidiyor. Kızınca da kızarıyorsun ama merak etme o da yakışıyor sana.”
omuz silkerek geri çekildi.
“Çok sağ ol ya. İçimi rahatlattın. Hadi kahvaltıyı yapalım. Çay soğursa ben bir daha ısıtmam haberin olsun.”
arkasını dönüp mutfağa yöneldi.
“Seni utandırırız, yüzün kızarır. Orda çay değil ekmek bile kızartırız”
yerinden kıpırdamadan onu izliyordu.
“Kerem dayak istiyorsun sen. Gerçekten elimde kalacaksın bir gün.”
başını hafifçe yana eğdi.
“Ooo çok korktum Aslı. O boyunla bana kafa tutman gerçekten etkiledi beni.”
kaşlarını kaldırıp sırıttı.
Aslı daha da sinirleniyordu. Kerem’se bu durumdan çok keyif alıyordu.
“Bir dövüş sanatlarına gitmeme bakar.”
kollarını göğsünde kavuşturdu.
“Tamam tamam. Pes ediyorum. Yaparsın sen. Kahvaltını ettiysen çıkalım mı?”
ellerini teslim olur gibi kaldırdı.
“Çıkalım.” Arabaya bindiklerinde bir sessizlik olmuştu ve Aslı bu sessizliği bozan taraf olmuştu.
camdan dışarı bakarken konuştu
“Kerem, bana kardeşinin odasını verdin ya. Bu durum seni hiç rahatsız etmiyor mu? Beni bazen ediyor da. Sanki onun yarım bıraktığı hayatı ben yaşıyormuşum gibi hissediyorum.”
Kerem beklemediği anda beklemediği bir soru almıştı. İki saniye ayırdı kendine sesini düzeltmek için. Hafifçe öksürüp;
“Aslında beni rahatsız etmiyor. Hiç bu açıdan da bakmamıştım duruma. Sadece o odaya girdiğimde her zaman hissettiğim hüznü hissediyorum içimde o kadar. O da sen gelmeden önce bile vardı. Senle bir ilgisi yok yani. Senin açından hiç bakmamıştım ama böyle söyleyince Ceren’in odasında kalıyorsun, onun kıyafetlerini giyiyorsun. Sana dair hiçbir şey yok o odada ve böyle hissetmen çok normal. Seni anlıyorum. Yoksa sende onu yaşattığımı falan mı düşünüyorsun?”
Aslı bunu düşünmüştü evet ama bu sadece anlık bir düşünceydi. Şu an böyle düşünmüyordu. Aklında olan tek şey vardı ve direkt onu sordu;
bakışlarını Kerem’e çevirdi.
“Adı Ceren miydi?”
Kerem kardeşinin adını duyunca yutkundu;
gözleri bir an yolda dondu.
“Evet Ceren’di” demişti.
“İlk kez anıyorsun adını.”
sesi yumuşaktı Aslı'nın.
“Benim için çok zor bir süreçti. Hala atlatabildiğimi söyleyemem. Onun ölümü beni yıktı ve gerçekten ölümünden sonra ilk defa anabildim adını.” Kerem bunu söyledikten sonra torpidonun gözüne uzandı. Güneş gözlüklerini takıp, gözlerinin dolduğunu kamufle etmek istedi. Ama Aslı zaten görmüştü. Kitlenmiş bir şekilde onu dinliyordu. Görmemesi imkansızdı zaten. Bu durum Aslı’yı da çok etkilemişti. Kerem vites değiştirmek için vitese elini götürdüğünde Aslı da teselli amaçlı elini Kerem’in elinin üzerine koydu. O anda bir anlık şokla Kerem de Aslı’ya doğru dönünce az kalsın önlerine çıkan bir araca çarpacaklardı. Neyse ki Kerem bir anlık refleksle direksiyonu kırmayı becerdi. Ama fena sarsılmışlardı. Kerem’in ilk hamlesi Aslı’nın önüne kolunu uzatmak oldu. İçgüdüsel olarak onu korumak istemişti. Arabayı hemen sağa çekip, Aslı’nın iyi olup olmadığını kontrol etti.“İyi misin Aslı?” “İyiyim. Bir şey olmadı. Sen iyi misin?” “İyiyim ben de ama sen solgun görünüyorsun. Bir şey mi oldu?” Aslı’nın yüzünü dikkatle inceledi. Aslı bir an nefesini tuttu, ardından “Kerem ben kazayı hatırladım sanki.” Kerem'in yüzü daha da ciddileşmişti. “Gerçekten mi? Ne hatırladın? Hemen anlat.”

Devam edecek...



#6274 en Novela romántica
#1025 en Thriller
#447 en Misterio

En el texto hay: gizem, romantik, hafızakaybı

Editado: 25.02.2026

Añadir a la biblioteca


Reportar




Uso de Cookies
Con el fin de proporcionar una mejor experiencia de usuario, recopilamos y utilizamos cookies. Si continúa navegando por nuestro sitio web, acepta la recopilación y el uso de cookies.