“Kerem ben kazayı hatırladım sanki.”
Aslı konuşurken sesi istemsizce inceldi, parmakları dizinin üzerinde birbirine kenetlendi.
“Gerçekten mi? Ne hatırladın? Hemen anlat.”
Kerem direksiyonu biraz daha sıkı kavradı, bakışlarını yoldan ayırmamaya çalışsa da kısa kısa ona kaydırıyordu.
“Arabayı ben kullanmıyordum. Bir erkek vardı yanımda, o kullanıyordu. Bağrışmalar hatırlıyorum, sanki kavga ediyorduk. Birden direksiyon kontrolünü kaybettiğini, sonra bağırdığımı falan hatırlıyorum.”
Son cümlede sesi kısıldı, sanki o anı yeniden yaşamamak için kelimeleri aceleyle dışarı itti.
“Yanında ki?” diyebilmişti Kerem. Cümlesini bitirmekten korkuyor gibiydi. Ama Aslı anlamıştı Kerem’in ne sorduğunu.
Kerem’in boğazı kurumuştu, yutkundu.
“Kim olduğu konusunda bir fikrim yok ama hayal meyal yüzünü hatırlıyor gibiyim, o da net değil. Sanki renkli gözlü, esmer genç bir erkek.”
Aslı gözlerini kapatıp hatırlamaya çalıştı ama görüntü yine dağıldı.
“Adı falan?”
“Yok be Kerem. Kendi adımı bile hatırlamıyorum. Onun adını mı hatırlayacağım?”
Sinirle gülümser gibi yaptı ama gözlerindeki huzursuzluk saklanmıyordu.
“Tamam gamzeli kızma hemen. Bu da bir şeydir, yavaş yavaş hatırlıyorsun.”
“Haklısın, kusura bakma. Konu eski hayatım olunca ve hatırlamak söz konusu olunca biraz geriliyorum.”
Omuzları hafifçe düştü.
“Tamam tamam. Şimdi ben senin keyfini yerine getireceğim, merak etme.”
“Nasıl?”
“E o da sürpriz olsun değil mi?”
Kerem bu kez gerçekten gülümsedi, konuyu dağıtmak ister gibiydi.
“İyi peki olsun bakalım.”
Biraz daha ilerledikten sonra kafeye doğru gitmediklerini fark etti Aslı.
Camdan dışarı bakıp kaşlarını çattı.
“Kerem kafenin yolunu geçtik.”
Kerem gülümseyerek cevap verdi.
Sinyal verip başka bir sokağa döndü.
“Kafeye gittiğimizi kim söyledi?”
“Nereye gidiyoruz peki?”
“Sen ne kadar meraklı oldun böyle. Az daha sabret, geldik sayılır.”
“Tamam tamam, sustum.”
Ama merakı yüzünden okunuyordu.
Biraz daha ilerledikten sonra bir alışveriş merkezinin önünde durdular.
“Neden geldik buraya Kerem?”
“Sen haklıydın Aslı. Senin kimliğini bulmana yardımcı olmak isterken, seni Ceren’in hayatına soktum yanlışlıkla. Şimdi burdan güzel bir alışveriş yapıyoruz. Odanı değiştiriyoruz ve tabi kıyafetlerini de.”
“Bunu yapmak zorunda değiliz Kerem.”
“Ama yapacağız. Yapmazsak sen asla kendi kimliğini bulamayacaksın çünkü.”
Bunu söylerken sesi yumuşamıştı.
“Peki ya Ceren’in eşyaları, anıları ne olacak?”
“Onları güzelce paketleyip kilere koyarız. Hiçbir şeyini atmaya kıyamam güzel kardeşimin.”
Bir an bakışları dalıp gitti.
“Tabi ki de atmak aklımdan bile geçmemişti zaten. Kardeşin çok iyi bir abiye sahipmiş. Keşke benim de senin gibi bir abim olsaydı.”
“Belki de vardır” deyip gülümsedi Kerem. Sonrasında;
Bakışlarını ondan kaçırdı.
“Hadi artık bir şeyler bakalım” deyip mağazaları gezmeye başladılar.
Aslı ne kıyafet giyse yakışıyordu zaten. Zevkinin de ne kadar iyi olduğunu bir kere daha anlıyordu Kerem.
Aslı’nın alışverişi Kerem’in beklediği gibi olmamıştı. Kerem Aslı’nın bir türlü karar veremeyeceğini ve alışverişin uzun süreceğini düşünüyordu. Ama Aslı daha önce gezip karar vermiş gibi seçiyordu her şeyi. Birçok şeyin arasından direkt “İşte bu!” deyip alıyordu beğendiğini.
Oda için de biraz değişiklik yapıp Aslı’nın zevkine göre şeyler alındıktan sonra alışveriş bitmişti.
“Hadi bakalım, artık kafeye dönme zamanı Aslı Hanım.”
“Eee bu kadar eşyayı ne yapacağız?”
“Bagajda kalsın. Eve giderken götürürüz.”
“Mantıklı.”
“Benden mantıksız bir şey çıktığını ne zaman gördün?”
“Görmedim” deyip Kerem’in gözünün içine içine 2-3 saniye baktıktan sonra “Kerem çok teşekkür ederim ya” deyip kocaman sarılma dediğimiz o eylemi gerçekleştirmişti.
Kerem önce şaşırdı, sonra yavaşça karşılık verdi.
O kadar iyi gelmişti ki bu sarılma onlara, arkalarındaki araba korna çalana kadar devam ettiler sarılmaya. Ama korna sesiyle kendine geldi ikisi de.
İkisi de kısa bir an göz göze gelip hemen başka yöne baktı.
Bu alışveriş ikisine de çok iyi gelmişti. Kafeye girdiklerinde ikisinin de enerjisi çok yüksekti. Yine Aslı canlı müzik yaptı ve günden güne müşteri sayıları, gözle görülür bir oranda artıyordu. Bu durum herkesi mutlu ediyordu, bazıları dışında.
Devam edecek...