Çalilarin Arasinda..

Bölüm 13 - Sığındığım Liman

Eve gittiklerinde Aslı odasına çekilmişti. Yatağa attı direkt kendini. Yoğun ve yorucu bir gün geçirmişti ve uzanmak ona çok iyi gelmişti. Gözlerini kapatmasıyla uykuya dalması bir olmuştu.
Birden karanlık, dar bir sokakta buldu kendini. Birini gördü önünde. Ondan koşarak kaçan birini. Kaçan kişinin arkasından “Bekle!” diye bağırarak onun peşinden koşmaya başlamıştı. Karanlık, dar ve labirente benzeyen sokaklarda kovalamaca oynuyorlardı sanki. En sonunda yakalamıştı Aslı, ondan kaçan kişiyi. Omuzlarından tutup kendine döndürdüğünde gözlerine inanamamıştı. Yakaladığı kişi kendisiydi. “Sen.. sen bensin” dedi kekeleyerek karşısındakine. Aynaya bakıyor gibi hissediyordu. Ama o konuşurken karşısında duran kendi görüntüsünün, ağzı dahi kımıldamamıştı. Ta ki o ana kadar. Aslı’nın gözlerinin içine donuk bir şekilde bakarak “Ben öldüm Aslı” deyip gülümseyene kadar. Aslı “Bu olamaz ya! Hayır! Hayıır!” diyerek açtı gözlerini. Ter içinde uyanmıştı korkunç rüyasından. Direkt lambayı yaktı. Rüyanın şokundan çıkmaya çalıştı birkaç dakika boyunca. Beyninde defalarca rüyanın tekrarı dönmüştü. Kendine geldiğinde yanı başındaki çekmeceyi açtı. Kerem’in onu bulduğu yerdeki kolyeyi çıkarttı. Düşünmeye başladı. Kafasında sorular birbirini kovalıyordu. “Neden o malum günde bu kolye boynundaydı?” “Ne anlam ifade ediyordu bu kolye onun için?” “Boynundan nasıl bambaşka bir yere fırlamıştı?” “Acaba gerçekten boynunda mıydı?” “O gün kimleydi? Yanındaki kişi onu neden ölüme terk edip gitmişti?” Bütün bunları tek tek düşünüp yine bir sonuca varamamıştı. Bu aklındakiler cevapsız sorulardan ibarettiler sadece. Elinde, bir o yana bir bu yana çevirdiği kolyeyi sinirlenip yere fırlattı. Hiçbir şey hatırlayamamak onu çileden çıkartıyordu. Gördüğü rüya da onu allak bullak etmişti. Bilinçaltı ona efsane bir oyun oynuyordu ve Aslı bu durumdan çok rahatsız oluyordu. Biraz sakinleştikten sonra attığı kolyeyi yerden kaldırdı. Avucunun içinde sıktı kolyeyi, yok etmek istercesine. Kolyeyi birkaç kez daha süzdükten sonra tersini çevirdi. Bir şey dikkatini çekmişti ama ne olduğunu tam anlayamamıştı. İki kalbin arka tarafında da çok ufak ve hafif silinmiş bir şey olduğunu fark edince dikkatle baktı ama bir türlü görememişti. Aklına bir fikir gelmişti. Telefonunu kaptığı gibi kolyenin yanına geldi. Kamera kısmını açıp kolyeye sonuna kadar zum yaptı. Kolyenin bir tarafındaki şekil göz yaşını veya bir su damlasını andırıyordu. Ama diğer taraftakini çözemiyordu. Çalılığa da benziyordu, ağaca da. Aynı zamanda alev gibi de görünüyordu. Bu şekillerden hiçbir şey anlayamamıştı ama anladığı tek şey bu şekillerin bir anlamı olduğuydu. Kolyeyi biraz daha inceledikten sonra çekmecesine geri koydu. Tekrar yatağına dönüp, ışıkları söndürüp uyumaya çalıştı, ama nafile. Gözünü kapattığı an rüyası ve kolyedeki şekiller geliyordu aklına. Bu duruma dayanamayıp kalktı yine yerinden. Mutfağa gidip bir su içmenin ona iyi geleceğini düşündü ve mutfağa doğru yöneldi. Salonda karanlıkta bir şeye çarptığını fark edince korkudan ufak bir çığlık attı. “Sakin ol!” diye bağırıp lambayı açan kişi Kerem’den başkası değildi.
“Gecenin 3 buçuğu. Niye bağırıyorsun?” diye çıkıştı Kerem Aslı’ya.
“Korktum işte anlamıyor musun?” diyen Aslı’nın gözlerinden sicim gibi yaşlar dökülmeye başlamıştı. Kerem Aslı’nın bu tepkisine çok şaşırmıştı. Aslında Aslı bütün gecenin birikimini burda boşaltmıştı. Kerem bir anlık şaşkınlığını kovarak,
“Aslı, iyi misin sen? Tamam ağlama, özür dilerim istemeden oldu. Seni korkutmak istememiştim” dedi. Aslı hiçbir şey demeden sarıldı Kerem’e. Tek huzur bulduğu yerdeydi, Kerem’in kollarında. Kerem de ne olduğunu anlayamamıştı ama yine de Aslı’nın sarılmasına karşılık vermişti.
Aslı biraz geri çekilerek,
“Kerem, bu gece senin yanında uyuyabilir miyim?” dedi çekingen bir ses tonuyla. Birden kocaman kız küçücük bir kız çocuğuna dönmüştü sanki.
“Tabi gel” dedi Kerem tereddüt etmeden. Tuhaf giden bir şeylerin olduğunu hissetmişti. Ama bunu sormanın ne yeri ne de zamanıydı.
Kerem’in odasına gittiklerinde yatağın içine girdiler. İkisi de birbirine sarıldı. Kerem küçük bir kız çocuğunu uyutur gibi, saçlarını severek uyuttu Aslı’yı. Uyuyup uyumadığını kontrol etmek için hafifçe eğildi, göğsünde yatan Aslı’yı görebilmek için. Uyuduğunu görünce yarım bir gülüş belirdi Kerem’in yüzünde. “Ne kadar masum görünüyor” diye geçirdi içinden.
“Ah be güzelim, ne oldu sana birkaç saat içinde? Neyi saklıyorsun benden, neyi söyleyemiyorsun bir bilsem. Yoksa benden korkup, yine bana mı sığındın sen? Kendimden nasıl koruyabilirim ki seni? Neyden kaçarken geldin bana acaba? Limanmışım gibi ne itti seni bana sığınmaya? Bunların hangisi olursa olsun, bugün iyi ki burdasın” deyip başına bir öpücük kondurdu Aslı’nın.

Devam edecek...



#6274 en Novela romántica
#1025 en Thriller
#447 en Misterio

En el texto hay: gizem, romantik, hafızakaybı

Editado: 25.02.2026

Añadir a la biblioteca


Reportar




Uso de Cookies
Con el fin de proporcionar una mejor experiencia de usuario, recopilamos y utilizamos cookies. Si continúa navegando por nuestro sitio web, acepta la recopilación y el uso de cookies.