Hava kararıp, canlı müzik saati gelmişti. Aslı, şarkı söylediği alana çıktı. O çıktığı anda hiç beklenmedik bir şey oldu. Onu dinlemeye gelenlerden biri, Aslı’yla konuşmak için çırpınıyordu adeta. Kerem atıldı hemen. Bu gencin Aslı’ya zarar vermesinden endişe duymuştu. Aslı’ya doğru giden genci, eliyle durdurarak “Sen de kimsin? Ne istiyorsun Aslı’dan?" dedi.
Genç afallamıştı. “Ne Aslı’sı? Ben Damla’ya gidiyorum. Bırak beni” diye Kerem’in elini itti. Ama hala heyecanlı bir şekilde Aslı’ya doğru ilerliyordu. Kerem ne olduğunu, neye uğradığını şaşırmıştı. Bu genç birden Aslı’ya “Damla, aşkım” diye sarılınca, Aslı da aynı şekilde Kerem gibi neye uğradığını şaşırmıştı.
“Ölmemişsin! Biliyordum işte. Herkes, herkes öldü dedi senin için. Ben hiç inanmadım biliyor musun Damla, hiç inanmadım senin öldüğüne.” Aslı’nın boş gözlerle ona baktığını görünce;
“Benim Ateş. Niye beni tanımıyor gibi boş boş bakıyorsun Damla?”
“Sen de kimsin? Ne Damla’sı? Ne oluyor? Neler söylüyorsun?” derken, olanlardan korkan bakışlarla gözleri dolu dolu Ateş’e bakıyordu Aslı.
Bu sefer şok olma sırası Ateş’teydi.
“Beni nasıl tanımazsın? Ateş ben, nişanlın. Kazadan sonra yoksa hafızanı mı kaybettin?” deyince Ateş, aslında hem kendi kafasındaki hem Aslı’nın yani Damla’nın hem de Kerem’in kafasındaki soruları cevaplamış oldu. Ama daha çok soru oluşmasına da neden olmuştu. “Kimdi bu çocuk? İddia ettiği gibi Aslı’nın nişanlısı mıydı? Eğer öyleyse şimdi ne olacaktı? Tam da Aslı’ya açılacakken… Aylin’in dediği gibi hayat asla ertelemeye gelmiyordu.” Bu sorular, Kerem’in kafasında dönerken, Kerem bunları siler gibi bir el hareketi yaptı ve duruma el atmanın zamanı geldiğini düşündü.
“Bunlar burada konuşulacak şeyler değil, kulise geçelim” dedi. İkisi de onaylarcasına kafasını sallayıp Kerem’i takip etti.
Kulise girdiklerinde Ateş lafa girdi.
“Damla neler oluyor? Senin burda ne işin var? Kazadan beri nerelerdeydin? Herkes seni çok merak etti en çok da ben. Kafayı yedim! Herkes öldüğünü, bir süre sonra kabul etti, ama ben edemedim. Hissetmişim ölmediğini, buradasın canınla kanınla… Ne kadar mutluyum bilemezsin” deyip Damla’ya sarılacakken, Aslı kendini geri çekti.
“Bir dakika, ismim Ateş demiştin değil mi?”
Ateş Damla’nın verdiği tepkiyle donakaldı. Böyle bir tepki alacağını düşünmediği ortadaydı. Sadece kafasını sallayabildi onaylama amaçlı.
“Kaza sonrası hafızamı kaybettim ve kendim dahil kimseyi hatırlamıyorum. Senin doğru söylediğini nerden bileyim?”
Ateş gömleğinin üst cebine davrandı. Bir şey çıkaracağı belliydi. Çıkarttığı şey bir kimlik kartıydı.
“Bak Damla, bu senin kimlik kartın. Kazadan sonra kazanın olduğu yerde polisler bir tek bunu bulabildiler. Seni bulamayınca uçurumdaki denize düştüğünü düşündüler. Kimliğini de bana verdiler. O günden beri hep cebimde taşıyorum. Bu beni sana yakın hissettiriyor.
Aslı ve Kerem eğilip kimlik kartına baktılar, sonra da birbirlerine. Ateş devam etti.
“Damla bu adam kim?” deyip Kerem’i gösterdi.
Damla;
“O Kerem. Sizin ve polislerin beni bulamadığı yerde, beni o buldu. O zamandan beri hep bana yardım etti. Hayatımı kurtardı anlayacağın. “
Ateş minnettar bir şekilde Kerem’e sarıldı, Kerem afallamıştı.
“Kerem sana ne kadar teşekkür etsem az. Benim için en değerli olan şeyi, Damla’mı bana tekrar kazandırdığın için.”
Kerem bütün bu olup bitenlere sessiz kalmıştı. Ama artık sessizliği bozma zamanı gelmişti.
“Bana teşekkür etmene gerek yok. Ben Damla’yı değil Aslı’yı kurtardım. O benim için Aslı. Kendisi bana Aslı deme diyene kadar da Aslı olacak. Aslı söze girme ihtiyacı hissetti.
“Benim kafam artık bu kadarını kaldırmıyor. Bugünlük bu kadar yeter. Benim bu olanları bir oturup düşünmem gerekiyor. Yarın tekrar gelir misin Ateş? Sana sormam gereken çok şey var.”
“Sen istemesen de ben artık hep gelirim. Her şeyi anlatacağım sana her şeyi.”
Aslı Kerem’e dönerek;
“Kerem, gidelim mi artık?” dedi. Ateş sorgularcasına baktı.
“Siz beraber mi yaşıyorsunuz? Nasıl ya?”
“Beni sorgulayacak vasıfta değilsin şu an gözümde, kusura bakma da.” Aslı bunları söylerken sesi net duruşu dikti. Ateş hemen kendini toparladı. Anlaşılan bu kadar zor bulmuşken, bu kadar kolay kaybetmeye hiç niyeti yoktu.
“Tamam sakin ol. Sadece şaşırdım.”
Aslı ve Kerem arabada giderken, ortama büyük bir sessizlik hakimdi. Sürekli eğlenen, her şeyi şakaya vuran bu ikiliden çıt çıkmıyordu. Sanki korktukları şey, çat diye yüzlerine vurmuştu birden. Bundan sonra ne olacaktı? Aslı Ateş’e mi gidecekti? Kerem’le her ne kadar birbirlerinden etkilenseler de Aslı nişanlısı olan biriydi. Öyle miydi gerçekten? Ateş doğrularımı söylüyordu? Yalan söylüyor olsa kimliği nerden bulacaktı? İkisinin de kafalarında aynı sorular vardı. Düşüncelere daldıkları için, ortama sessizlik hakimdi. Sessizliği bozan Kerem oldu.
“Ne düşünüyorsun Aslı? Yoksa sana artık Damla mı dememi istersin?”
“Hayır Kerem. Ben her şeyi tekrar hatırlasam bile, herkes bana Damla ya da başka bir şey dese bile sen hep Aslı de olur mu?”
Kerem kafasını sallamıştı onaylamak için. Bir anlığına gözlerinin içi gülmüştü. Ama bu an çok kısa sürmüştü. Bugün ne hazırlıklar yapmıştı, yarın Aslı’ya açılacaktı. Her şey yalan olmuştu. Bu durumda yine her şeyi içine atması onun için en mantıklısı gibi geliyordu. Birden kafasındaki düşünceler, tekrar gözlerine bulutları çöktürmüştü. Aslı Kerem’in düşünceli halini görünce devam etti sözüne.
“Ne düşündüğüme gelirsek… Senden farklı şeyler düşünmediğime eminim Kerem. Sadece senin kafandaki soru işaretlerinden daha çok soru işareti var kafamda. Sence Ateş doğru mu söylüyor Kerem?”
“Bilmiyorum, ama eğer doğru söylüyorsa ne yapacaksın? İşi, bu evi, beni bırakıp, yarım bıraktığın hayatına geri mi döneceksin?”
Devam edecek...
Sizce Aslı ne yapacak? Yorumlarınız benim için önemli 😇