Görünürken Kaybolanlar

2 — YANSIMA

“Bazı isimleri insanları çağırmaz… uyandırır.”

O kelimelerin hayatta kalan kulaklarındaydı. Defalarca kez yansımayı ihmal etmedim demedim.
Elin.

Cesedin giderken geri çekildim.
O ses… bir rüya değildi.
Ne halüsinasyon, ne de zihnimin bana oynadığı ucuz bir oyun.

Buradaydı.
Yakındı.
Ve beni adımdan değil, kökümden yakalamıştı.

Tabloya bir kez daha baktım.
Amaç.
Ev.
Eğri son çerçeve.

“Elin…” demek fısıldadım istemsizce.
Bu ismi ilk kez şüphelerim arasında taşıyordum. Yıllar sonra ilk kez cesaret ede bilmiştim. Belkide mecbur bırakılmıştım...
Yabancıydı bir o kadar da tanınıyordu.
Sanki yıllardır içeride bir yerde kilitli kalmıştı, şimdi anahtarını bulmuştu.

Kapının ayak önünde yankılandı.
Ali'nin kalın ve tok sesi uzaktan geldi.

“Ada! İçeride mi?”

Sesim çıkmayacak. Boğazımdaki düğüm düğüm olmuştu...
Bir anlığa...
Eğer cevap verirse, Elin'in kaybolacağından ortaya çıkacağım.

Derin bir nefes alıp kendime geldim.
Bu bir suç mahalliydi.
Git ben görevdeydim.

“Buradayım” dedim sonunda duygudan uzaklaşma sesiyle.
“Ve bu… sıradan bir cinayet değil.”

İçerisindeki ısı değişti.
Duvara yazılan yıl, yerdeki gazete parçası, tablo…

“Biri seni buraya çağırmış,” dedi.
“Evet,” dedim.
“Ve beni benden iyi tanıyorum.”

Ekipler çalışmaya başladı.
Fotoğraflar, parmak izleri, ölçümler…
Ama ben artık odada değildim. Duvarlar sanki bana bir şey haykırıyordu. Duyacağım.

Zihnim, yirmi yıl önce şimdi arasında gidip geliyordu.
Bakın ilk kez bunu düşündüm:

Belki de bunu ben seçtim.
Belki dosya beni seçti.

İnsan kaderinden nasıl kaçamıyordu...

.

.

.

Gecenin yarısındaydım.
Işıklar kapalıydı, yalnızca masamın lambası yanıyordu. Hayatımda tek finansal kaynağım olan lambam...
Metin Yılmaz'ın dosyası önümde açıktı.

Tanık olduğu dava…
Kapatılan ifade…
Kaybolan raporu…

Ve dosyanın döneminde iliştirilmiş bir not:
"Tanık, bölümü geri çekildi. Delil eksikliği."

Yalan.

Bu adamlar hiçbir zaman delil yetersizliğinden kurtulmadı.
Onların sessizlikten kurtuldu.

Bilgisayarımın ekranı bir anda karar verdi. "Bu bilgisayar bozulamazki" diye kendi kendime ifade ediyorum.
Daha sonra tek bir dosya açıldı.
Ben dokunmadan.

Ekranda bir cümle belirdi:

“Görünürken kaybolanlar, Ada.”

Kalbim hızlandı.
Parmaklarımın klavyenin üzerinde olduğu yer.

"Sen kimsin?" boşluğa dedim.
Sesim titremiyordu.
okulda… sakindim.

Yeni bir satır açıldı.

“Ben, susturulanların yansımasıyım.”

Ekran karar verdi.
Saniyeler sonra bir adres belirledi.

Tanıdık bir sokak adı.
Çok tanıdık.

Yetimhane. Gözlerimde canlandı hafızamdan silinmek istenen onca yaşanmışlıklar...

Boğazım düğümlendi.
Ey karanlık koridorlar, kilitli odalar, nefes alamadığım geceler…

“Orada başladın” diyordu ekran.
“Orada hatırlayacaksın.”

Bilgisayarı kapattım.
Ayağa kalktığım dizlerin titrediğini fark ettiniz.

Bu bir katil değildi.
Bu bir mesajdı.
Git ben hedef değildim…

Bendim .

Arabama bindiğimde gece daha da koyulaşmıştı.
Farlar yolu aydınlanırken, aynada bir anda bir gölge görüldü.

Gözlerim büyüdü.
Arkam boştu.

Ama içinde bir onun vardı.
Yalnız değilim.

Yön sıktım.
Bakınız ilk kez bunu itiraf etti:

Bu davadan sağ çıkmayabilirdim.

Ama artık geri dönüş yoktu.

Ada Yüksel olarak başlamıştım bu yola…
Belki de Elin olarak bitecekti. Yıllarca gizlediğim, ait olduğum kişiyi kabul etmekte ısrar ediyorum. Yıllar sonra mecburiyeti bilmeden.

Ve bir kişinin, beni izleyen biri vardı.
Adalet için mi…
Yoksa benimle birlikte yanmak için mi,
henüz bekliyordum.

Ama şundan emindim:

Bu kez, susmasını sağladı.



#852 en Joven Adulto
#1191 en Thriller
#539 en Misterio

En el texto hay: suç romanı, sessizliğinbedeli, #sırlar

Editado: 24.12.2025

Añadir a la biblioteca


Reportar




Uso de Cookies
Con el fin de proporcionar una mejor experiencia de usuario, recopilamos y utilizamos cookies. Si continúa navegando por nuestro sitio web, acepta la recopilación y el uso de cookies.